21. Yüzyıl: Taklit Çağı
Forever 21 malzemelerimi severek kullanıyorum. Çoğu zaman günü kurtarmışlıkları bile olmuştur. Ancak son numaraları beni bu konsept hakkında çirkinleşmeye götürdü.
Chloe’nin bu yaz için yapmış olduğu bu belirgin modelin aynısını alıp giymek, bu işi başka yerlere taşıyor. Forever 21, burada Mahmutpaşa’daki taklitçi ayakkabıcılar gibi. Dergiden kestikleri resimlerle kadınlar içeri girer. Atelye sahibi ince belli bardakta yanında şekeriyle bir çay ikram eder. Fotoğraftan orası burası değiştirilir ve istenilen renk konusunda mutabakata varıldıktan sonra, sipariş teslim günü gidip ayakkabı alınır. İşte Forever 21 artık “o” ayakkabıcıdır.
Buna göre şu hikayede kendimi rahat hissetmiyorum: $27 kadar komik bir paraya tasarım olduğunu bilmesem bile, ki -biliyorum o yüzden ısmarlıyorum-, getirttim ayakkabıyı. Sonra bunu giydim şık bir yerde. (Tasarım olduğu için şık bir yeri de kaldırma ihtimali var) Sonra döndü arkadaşım sordu “A Chloe mi bunlar? Bayıldım ben bu sezon bunlara”. Ben de döndüm “Yok Forever 21. Bu ay bir evimi satamadığım için bununla idare ettim” dedim. Ama illaki sahip olmalıydım, çünkü çağ bunu gerektiriyor. Chloe ayakkabı yapmışsa alacağım, Gucci’nin bilmemne modeli çantası çıkmışsa takacağım…
İşte bundan sonra da olay kopar… Meğersem çantam da sahte Louis Vuitton’muş. Gözlüklerim işporta Tom Ford. En pırlanta gözüken yüzük ve küpe setimi, sahteliğini çaktırmayacak şekilde almışım. Kullandığım Ipod Çin’den getirtme. Okuduğum kitap korsan. Burnum yapılma, saçım ek. Ben aslında ben değilim, kim olduklarını tam bilemediğim bir sürü insanı sadece bir bedene sığdırmaya çalışıyorum.
“Taklit maklit sar bana iki çift ordan gözüm” dediğinizi duydum. Çünkü gerçekten çok komik bir para bir ürün için. Minik ve beyaz taklitler kimseyi öldürmez diyorsanız, burun bile kanatmaz bu.

